Misafirperverlik ve Sağduyu Çağrısı

Cuma günü bir sosyal medya blogunda yayınlanan “Trendyol’un Anlatılmayan Hikâyesi” özel haberinin 1. bölümünü okudum. Ses getiren, dikkat çeken ve provokatif bir yazı olduğunu teslim etmek gerek, ancak Türkiye’nin sosyal medya rehberi iddiasıyla internet yayıncılığı yapan bir site için yazının sübjektifliği ve üslubu birçok kişi gibi beni de rahatsız etti.

Öncelikle belirteyim ki yanlış anlaşılmasın, Demet Mutlu’yla Mart 2010’da Sidar Şahin aracılığıyla tanıştım, beraber bir kahve içtik, hepsi o kadar. Açıkçası bugüne dek Trendyol’dan tek bir alışveriş yapmışlığım dahi yok. Ama ortada bir başarı varsa Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etmek gerektiğine inanırım. Bu  yüzden yazının yayınlandığı sitede yapıcı eleştirilerimi aşağıdaki yorumla paylaştım:

İlginç bir açıdan feysbukvari bir hikaye ortaya çıkmış. Bu bile Trendyol’un “olduğunun” ispatı. “The Private Shopping” filminin senaryosu hazır. Elbette, her başarılı proje ardında Winklevoss’lar ve Saverin’ler bırakabilir. Lakin Demet Mutlu’dan 40 küsur kez askerlik arkadaşımız gibi Demet diye bahsederken, yazımızı “We tried to reach Ms. Demet Mutlu, unfortunately she was unavailable for comment at the time of press” kalıbının zerafetiyle süslemek daha şık, daha “fashionable” olurmuş. Eminim ki tüm pozitif avantajlarına rağmen, erkek egemen bir iş dünyasında, Demet Mutlu’nun bile bu “zarif” kararları alırken zorlandığı, sıkıldığı anlar olmuştur. Hikayemiz “o dedi bu koduyla” ilgi çekici ve sürükleyici olsa da ana kahramanın bakış açısı olmadan inandırıcılığı ve nesnelliği eksik kalmış. Not: Bu arada kimse kusura bakmasın, Demet ne yaptıysa, helal olsun iyi yapmış, byDede gibi bir markayla bugün Trendyol’un bulunduğu konumda olamayacağı da apaçık ortada. — Cem Argun.-

Son derece ölçülü ve yapıcı olduğunu düşündüğüm yukarıdaki yorumum yazının sahibini oldukça rahatsız etmiş olacak ki garipsediğim bir üslûpla aşağıdaki agresif cevabı kaleme almış:

@ Cem Argun: Şimdi kanal değiştiriyorum abi, senin anlayacağın dilde yazacağım; After reading this stuff about Trendyol, the first joke that everyone thought was “the private shopping-movie” (you can think this as “stating the obvious), even some friends called me and told this, we laughed desperately. So first of all, I want to say to you is “get creative for god’s sake!”. Second thing is, well, there is no easy way to say this but, I’ll just gonna say it anyway, we didn’t try to reach Mrs. Demet Suzan Mutlu Üçok. We actually reached her and talked about all this in two different sessions, as an interview (you’ll read it in second part of this series). But you, as Cem Argun the great, were so eager to slap this kind of thing in the face that you spoiled it big-time! Well, I want ask you this: who’s so fashionable now, huh? Let’s continue to the third one, see, this very manly business relationships in Turkey, of course, can’t give space for women to make preneurs in the way of “grace”. And our hero in the story has a perspective on all this. You’ll see as I said, in the second part of it. The last one, about byDede. As a brand-management-related-person you should know it better, if you have enough money, enthusiasm and consistency, you can even make byHedeHödö a Trendyol. You see, when I first started this website, everyone said that you can’t make it with “.co”, what was “sosyalmedyadotco”? I just waited. And now, with enough money, with the right team, with the right relationships and stand, and of course consistency and transparency, I made this website (with my team of course), the leading website about social media and new ventures. While I’m finishing my comment for yours, I just wanna add a little something to the mix that, I wrote these sentences in a very negative manner, but it has a reason. And the reason is that that you are a brand-person, too. You should know it better when you comment on a website without knowing all the facts and make yourself a fool out of it. Kind regards,

Page 1 of 3 | Next page

No related posts.

Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.