AdAfter The after word on ads & ad business / Reklamlar ve reklamcılığın ardından…

Reklamın Yalınfikirli Tanrıları Bizi Affetsin

11.16.2011 · Posted in Reklamcılık

Bakın Vodafone iyi işler yaptığını söylüyor. Çok güçlü iddiaları var.

Kapsama altyapısını 5 yılda 4 katına çıkarmış, 4 milyar TL’den fazla yatırımla Türkiye’yi akıllı kapsama teknolojisiyle tanıştırmış.

Üstelik adeta hodri meydan diyerek, bunu iddialı ve özgüven dolu bir pazarlama fikriyle destekliyor:

“Kapsama kalitemize o kadar güveniyoruz ki, olmaz ama, iki Vodafone’lu arasındaki görüşme kesilirse o görüşmeyi ücretlendirmiyoruz.”

Buraya kadar iyi güzel. Lakin bu güçlü ve yalın iddianın, bu cesur meydan okumanın tanıtımını öyle sulandırmışlar ki anlamak da, ciddiye almak da mümkün değil. İzleyelim:

Sırf komiklikle, şaklabanlıkla dikkat çekeceğiz, merak uyandıracağız diye reklamın draması vermesi gereken mesajla ilgisiz, alâkasız çakma bir NASA ve uzaylı kavramı üzerine kurulmuş.

Komik mi? Çoğunluğun beğeni standartlarına göre eminim Şafak Sezer ne dese kesin komik, eğlenceli çıkar. Ama o çoğunluğun “Planet” gezegenini, “uzaya çıkan ilk pilot” Louis Amstrong’u ya da Alien’ı çakıp çakamayacağı şüpheli… Zira Şafak Sezer’le eğlenen, oynadığı karakteri kendisiyle özdeşleştiren çoğunluğun bilgisi görgüsü bizzat Selim seviyesinde değil mi? Öte yandan hikayede bir de Selim’in saf muamelesi yaptığı gariban figüran var ki ne işe yaradığı belli değil. Sırf Selim’in salaklığını pekiştirmek için orada olmalı.

Bütün bu gereksiz parodi tam 38 saniye boyunca devam ediyor, nihayet uzaylı sanılan süper kahraman Redman ortaya çıkıyor ve 39. saniyede sadede geliyor. Konseptle alakasız mesajını NASA yuvarlak masasına iletiyor. O güçlü mesaj laga luga içinde kayboluyor. Reklamın akılda bıraktığı tortu içinde ne kapsama alanı ne de görüşme kesildiğinde ücretlendirilmemesi kalır.

Reklamın dramasını vereceğiniz mesajla ilgisiz bir komedi içinde kamufle eder, kendi kurumsal zekanızı, göya rakibinizi salak yerine koyan, bunu yaparken bilakis kendi üzerinize yapışan bir ünlü mamülün altında ezerseniz, reklamın yalınfikirli tanrılarını öfkelendirirsiniz. Ne mi olur? Bu ülkede size bir şey olmaz da öteki tarafta Bernbach’la, Young’la, Rubicam’la, Ogilvy’yle göz göze gelmeye yüzünüz olmaz.

Redman geldiğinde Selim’den kurtuluruz diye umutlanmıştık. Ama ne iştir ki Selim baskın çıktı…

İzleyici eğlendirmek araç değil de amaç olunca, ortada “mesaj kaygısı” da kalmayınca reklamcınızın paranızın yarısını değil tamamını sokağa attığı söylenebilir.

Acaba reklamcı reklamverene şunu diyebiliyor mu?

“Yaratıcı fikrimize o kadar güveniyoruz ki, olmaz ama, işe yaramazsa o reklamı ücretlendirmiyoruz.”

 

Cem Argun.-

 

Not: Bu arada Tamer Karadağlı’nın başrolünde oynadığı henüz yapım aşamasındaki komedi filmi SüperTürk Redman’in akibetini etkiler mi onu da merak etmemek mümkün değil.

 

No related posts.

Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.

Leave a Reply

Switch to our mobile site