Devlet eliyle profesyonel futbol: Spor Toto Süper Lig
Süper Lig’in yeni isim sponsoru Spor Toto oldu ve 5 yıldır hiç bitmesin dediğimiz Turkcell Süper Lig dönemi sona erdi. Bence “Türkcell Süper Lig” komple proje olarak iletişim ve spor tarihimizin en başarılı sponsorluk uygulamalarından biriydi. Lig değil, süper lig değil, cümleten “Turkcell Süper Lig” diyorduk, çünkü sponsor içinde Türk, Türkiye olan bizden bir başarı hikayesiydi. Uluslararası arenada da ayrıca Türkiye eklemeye gerek kalmıyordu…
Son Süper Lig naklen yayın ihalesinde rakamların her şey dahil yıllık 424 milyon dolara, beş yıl için de 2.5 milyar dolara ulaşmasıyla, Karamehmet’in Digiturk’ünün isim hakkı için isteyeceği sponsorluk bedelinin, halka açık Turkcell’in ödediği yıllık 10 milyon doların kat kat üzerine çıkacağı belliydi. Bunun üzerine bir de ara bağlantı ve çağrı sonlandırma hizmetlerinden kazanılan kaymaklı gelirlerin BTK tarafından sınırlandırılması da eklenince Turkcell stratejik olarak futboldan top yekün çekilme kararı almıştı.
Ancak bu geri çekilme sürecinde Turkcell elini iyi çok iyi oynadı. Elindeki bir yıllık opsiyonla, isim hakkı 10 milyon dolarda kalsaydı dahi, üzerine Anadolu Kulüpleri sponsorluğu, performans prim sistemi ve reklamlar da eklendiğinde maliyet neredeyse ikiye katlanıyordu ve 2010/2011 sezonu için Turkcell bu maliyetin altına girmeyi kesinlikle düşünmüyordu.
Elbette Turkcell bu önemli iletişim fırsatını en büyük rakibi Vodafone’a da kaptırmak istemiyordu. Opsiyonu kullanmak istercesine, ihtilafı hukuken yokuşa sürecekmiş gibi davrandı ve Vodafone’un 35 milyon dolarlık teklifinin önünü kesti. Bir yıllık opsiyon hakkından ancak Spor Toto gibi kendine rakip olmayan ve bu iletişim fırsatını kendi gibi suyunu sıkarak kullanamayacak bir devlet kuruluşu lehine lütfen vazgeçmiş gözüktü.
Şu anda ilk hafta geride kaldı, spikerler hala dil sürçmesiyle Turkcell Süper Lig demeye devam ediyor. Turkcell’i belleklerden söküp atmak elbette kolay olmayacak. Spor Toto’nun bunu başarabilmesi için en az sponsorluk bedeli kadar reklam ve iletişim yatırımı da yapması gerek. Ama bunu yapabilecek bilgi birikimi ve insiyatife sahip oldukları şüpheli. Bu sponsorluğu formalara ve topa logo koydurmakla sınırlı görüyor olmalılar. Bu yatırımı yapmazlarsa ilk yarı sonuna kalmaz Turkcell unutulur belki ama vatandaş da Süper Lig demeye meyilli olur.
Spor Toto Süper Lig nedense isim olarak da hafif kaldı. Eften püften, antin kuntin, kağıttan ve kazandırmayan bir algısı var Spor Toto’nun. Bize hep 80’leri 90’ları anımsatıyor. Ayrıca modası geçmiş bir oyun mu, bir devlet dairesi mi tam net değil. Kafalar karışık. Aynı Ziraat Türkiye Kupası’nda olduğu gibi burada da devletin futbola sızmasına tanıklık ediyoruz.
Federasyon sözde özerk ama, federasyonun gelirlerinin büyük kısmı devletten geliyor. Burada UEFA kriterleri açısından da ciddi bir sıkıntı olabilir. Zira UEFA, “göya” asla ve asla futbolun politize olmasını istemiyor. Oysa bizde referandum ve sonrasında muhtemel bir erken seçim öncesinde kitlelerin afyonu futbolun evlere ve kahvelere zamsız ulaşabilmesi ve vatandaşın uyutulabilmesi için devlet/hükümet kesenin ağzını açmışa benziyor.
Gelelim GSGM’ye bağlı Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü’nün bu sponsorluk için öne sürdüğü sudan gerekçelere:
Öncelikle İDDAA oyununun özelleştirilmesi durumunda Spor Toto marka bilinirliğini paketin içine ekleyerek kolay satılmasını sağlayacaklarını söylemişler. Oysa Spor Toto’nun kurum olarak rakibi yok. Rekabetin olmadığı yerde marka binirliğinin bir anlamı da yok. Ha Spor Toto, ha Zipor Loto, farketmez. Spor Toto’yu veya İDDAA oyununu satın alanlar yıllık 2 milyar dolarlık risksiz garanti gelire yatırım yapacaklar. Hazine bonosuna yatırım yapmak gibi. Rekabet yok, risk yok. Spor Toto’nun gelirlerinin %90’ını oluşturan İDDAA oyununun işletme lisansı ve imtiyazı da zaten 2018 yılına dek İnteltek’e ait. İDDAA’nın marka tescil başvuruları da 2004 yılında, hem isim, hem de şekil olarak İnteltek tarafından yapılmış. GSGM ancak 2008’de uyanıp kendisi de başvuru yapmış ve garip bir devlet dairesi dayanışmasıyla tescil almış ama alıcı firma 2018’de veya öncesinde İnteltek’le bir ihtilaf yaşadığında hukuken İDDAA markasını kullanamayabilir.
Bu arada GSGM’nin veya Spor Toto’nun marka tescili konusunda geç kaldığı İDDAA da son 10 yılın en önemli markalarından biri. Selpak gibi jenerik, bahis yerine dillere pelesenk olmuş ve adeta Türkçe’deki iddia kelimesinin bile yerini almış bir marka…
İkinci iddiaları ise bu isim sponsorluğunun teşkilatın gelirlerini %10 artıracağı yönünde. Bu da son derece gülünç. Gelirin sadece %10’u Spor Toto’dan geliyor, kurumun %10’luk bir gelir artışı sağlaması için Spor Toto oyunu cirosonun iki katına çıkması gerekiyor. Demode bir oyun için sadece kuru bir sponsorlukla kesinlikle imkansız bir hedef.
Üçüncü gerekçeleri de yasadışı bahisin önüne geçmekmiş. Ligin adı İddaa Süper Lig olmadı ki, yasa dışı bahisin önüne nasıl geçeceksin? Spor Toto sponsorluğunun İDDAA’ya veya bahis pazarına ne gibi bir faydası olabilir ki?
Özetle GSGM’ye bağlı Spor Toto’nun 5 yıl için 125 milyon dolarlık sözleşmeyle Süper Lig isim sponsoru olmasındaki gerçek gerekçe ancak seçim döneminde profesyonel futbolu, özerk federasyonu, kulüpleri ve dolayısıyla kitleleri kontrol etmek ve bundan politik çıkar elde etmek olsa gerek. Sayın Başbakanın da oluru alınmış zaten…
Bir diğer senaryo da hukuki bir ihtilaf sonucu futbolun nakit akışının bozulmaması, futbolun evlerde ve kahvelerde zamsız izlenebilmesi için Spor Toto’nun Vodafone adına hülle yapmış olabileceği: 2011’de Spor Toto özelleştirilir ve Spor Toto’nun yeni sahibi şirket de isim hakkını 2011/2012’den itibaren 4 yıllığına yıllık 40 milyon dolara Vodafone’a devreder…
Burası Türkiye her şey olabilir. Keşke Turkcell SüperLig hiç bitmeseydi!
Cem Argun.-
No related posts.
Benzer yazı sizi Yet Another Related Posts Eklentisini kullanarak getirdi.



[...] kesim elektriği de, suyu da kaçak kullanıyor. Diyelim ki buradaki kayıp fazla fazla %3 olsun. 424 milyon dolarlık yıllık ihale bedelinden hesapla taş çatlasa yılda 12-13 milyon dolar yapar. peki Digiturk ne [...]