Müşterime hakaret edip altına logo koyacak kadar kuş beyinli miyim?

MediaMarkt’ın bu hafta başlattığı açıkhava kampanyası Mersin’den Eskişehir’e, İstanbul’dan  Ankara’ya tüm Türkiye’yi şaşkınlığa sürükledi. ‘Fotoğraf makinesi alırken sağılacak inek miyim?’, ‘Bilgisayara fazla para ödeyecek kadar kaz kafalı mıyım?’, ‘Cep telefonundan kazık yiyecek kadar kuş beyinli miyim?’ ve ‘Pahalı televizyon alacak kadar kuş beyinli miyim?’ gibi başlıklarla billboard ve raketlerde boy gösteren bu reklamlar haliyle aşırı alıngan Türk halkının büyük tepkisini çekiyor.

mediamarkt_kus_beyinli

Öncelikle yaratıcılık açısından ele aldığımızda başlıkta “kuş beyinli” deyip, görselde “kuş beyinli insan” gösterme reklamcılığı fazlasıyla sıradan. Reklamlar da zaten yaratıcılıkları veya reklamverenin ürün ve hizmetlerinin cazibesiyle değil, alenen küfür edip tepkiye davet çıkarmasıyla dikkat çekiyor. Bunun adı da reklamcılık değil başka bir şey olsa gerek. Bir de “teaser” kisvesine sığınıp altına logo koyamayacak kadar da korkaksınız. Ters teperse sıyrılabilmek için. Hoş MediaMarkt’ın delikanlı gibi davranmadığı ilk vukuatı da değil bu…

mediamarkt_sagilacak_inekBu tarz sert reklamlar kendi kendiyle dalga geçebilen Avrupalı üzerinde çalışır, ama OktoberFest’ten gelen Bavyeralı kafasıyla aynı şeyi Türkiye’de yaparsan feci itici olur.

Mediamarkt’ın dünyada da benzer bir polemik stratejisi var. Bir laf edelim, olay çıksın, tepki çeksin, gündemde kalalım. Bu kadar sığ. Ucuzcu teknoloji perakendecisi olarak ürün çeşitliliği, katma değerli hizmet ve özel ürünler sunamayan MediaMarkt’ın elinden gelen tek şey kısıtlı adette satışa sunduğu belirli ürünlerde damping yapıp müşteri çığırtkanlığı yapmak. Bir de alışveriş merkezlerine çuvalla para dökerek her köşe başını tutmayı iyi beceriyorlar. Ne de olsa sağılacak inek tipli, kaz kafalı, kuş beyinli müşteriler buralarda dolaşıyor.

Mediamarkt’ın potansiyel müşterilerinin büyük çoğunluğu şu ya da bu şekilde, yakında veya bir süre önce yukarıda betimlenen eylemleri gerçekleştirmiş insanlar. Onlar zaten kötü hissediyor olabilirler. Sen onlara “kuş beyinli misin?”, “kaz kafalı mısın?”, “inek misin?” diyerek yüzlerine vuruyorsun. İnsana en yakın arkadaşı dese bozulur. Elin Almanı’nın dükkanı kim oluyormuş! Hatta trafikte birine kuş beyinli, inek, kaz kafalı deseniz dayak yeme riskiniz çok yüksek. MediaMarkt bu kadar gelin güvey olabilme hakkını nereden buluyor? Lakin bu halk bunlara haddini bildirir de diyemiyorum. Bizim insanımız hay huy eder, bir anda celallenir. Bir hafta sonra 30 tane buzdolabı, 20 tane plazmayı yarı fiyatına satarlar, “kuş beyinli olmadığımızdan” hemen unutur yine kuyruk oluruz kapılarında.

Bugün de çevir kazı yanmasındiye Hürriyet Pazar’ın dört bir yanını sarmışlar. Hayvanları küçültüp üstünü çizmişler. Altına da “Ben aptal değilim” yazmışlar. Biz de yedik…

mediamarkt_Aptal_degilim

No related posts.

Benzer yazı sizi Yet Another Related Posts Eklentisini kullanarak getirdi.

3 Responses

  1. Evet biraz iddialı. Amerika/Avrupa gibi pazarlarda bu tarz ilanlar çok yaygın ve tepki çekmeyebilir ama Türkiye’de tüketicinin reklam algısı çok farklı. Dikkatli olmak lazım. Ama diğer yandan esprili tarzı ve cesur yaklaşımından ötürü de tebrik etmek lazım. Cesareti alkışlıyor Türk tüketicisi hassasiyetlerini de göz ardı etmemeleri gerektiğini düşünüyorum.

  2. kültürümüze işlemiş bir özdeyiş vardır, türk insanına küfredersin alınır, öpersin alınmaz.. yıllardır kendilerine güzel sözler söyleyip fahiş marjlarla elektronik eşya satan zincirlere de tıpış tıpış gider..

    bir de şu var, açıkcası mediamarkt kurulduğu ülke olan almanya’da ya da başka bir avrupa ülkesinde bu reklamı verseydi, evet ne güzel söylemiş, ben kuşbeyinli değilim diyen rasyonel bir müşteri profilinin takdirini kazanırdı. ancak maalesef ülkemizde alınganlık ve tahammülsüzlük had safhada..

  3. Öncelikle şunu belirteyim, ben yazıyı yazdıktan sonraki süreçte, artan kamuoyu baskısı ve yapılan resmi şikayetlerle Mediamarkt’ın söz konusu reklamları yasaklandı.

    Ich bin doch nicht blöd. (Ben aptal değilim.) Mediamarkt’ın Avrupa çapındaki sloganı.

    Mediamarkt’ın reklamlarından alınanlar sadece bizler değiliz. Bu şirketin temel stratejisi bu. Avrupa’da da bu şirketten nefret edenler, mağazalarını protesto edenler oldukça fazla. Bu şirket, bu marka başarıları ve hizmet kalitesiyle değil tüm dünyada bu ucuz polemiklerden besleniyor.

    Şimdi gelelim işin esasına. Mediamarkt’ta tüm ürünlerde bir ucuzluk söz konusu değil. Şirket, her mağazada farklı olabilecek şekilde, her ürün kategorisinde kendi stoğuna özel ithal ettiği 1-2 ürünü, arz ettiği adetleri sınırlayarak zararına fiyatlarla satışa sunuyor. Bunu da broşür ve reklamlarıyla duyuruyor. Fiyatlarını şeffaf şekilde internetten aranabilir halde (metin bazlı) duyurmuyor. Algımızla oyun oynuyor. Benden almayan aptaldır diyor. Biz de saf saf sanıyoruz ki Mediamarkt en ucuz. Mediamarkt’a gidiyoruz, aradığımız ürünü beklediğimiz fiyata bulamıyoruz, ya da o fiyat en ucuz fiyat sanıyoruz. O kadar yol gitmişken de razı olup alıyoruz.

    Açıkçası sizi, bizi esas Mediamarkt aptal yerine koyuyor.

    Türkiye’de elektronik ürünlerin pahalı olmasının esas sebebi perakendeciler değil fahiş ÖTV oranlarıdır. Elbette elektronik perakendeciliği gelişmemişken, tam rekabet oluşmamışken bazı markalar bu durumdan faydalanıp aşırı karlar elde etmiş de olabilirler. O günlerde de tüketici derdini Doğubank’la çözüyordu.

    Ancak internette hangi ürün nerede, hangi e-ticaret sitesinde en ucuz alenen ortadayken Mediamarkt’ın bizi kandırdığı günler de sayıldır. Sizinle bahse girerim ki Mediamarkt’ın broşürlerinde yer almayan, ancak mağazada satışa sunduğu ürünlerinin büyük çoğunluğunu %10 ucuza internetten satın alabilirim.

    Devir şeffaflık ve etik rekabet devriyken, internet fiyat avantajında almış başını giderken, perakendecilerin ucuzculuk ve polemikçilikten vazgeçip, hizmet kalitesine, müşteri memnuniyetine ve katma değerli hizmetlere yönelmelerinde fayda vardır.

    Not: Aslında esas kendileri o kadar aptal ki, bakın bir anımı paylaşayım. 2,5 yıl kadar önce bir iş için Hollanda’dayken, serbest vaktimde ucuzdur diye Amsterdam’ın oldukça dışındaki Mediamarkt’a gitmiştim. İstediğim ürünleri aldım kasaya gittim, VISA kredi kartımı verdim. Kasiyer karta baktı hemen pasaport sordu. Manyak mıyım nal kadar pasaportla dolaşacağım? Pasaportum yok, taa şehirde otelde, isterseniz T.C. kimlik veya T.C. ehliyet gösterebilirim dedim. Nafile. Uluslararası geçerliği olan kredi kartımı, araç kiralarken bile kabul ettikleri ehliyetimi kabul etmeyip bana satış yapmayı reddetti. Yabancı kredi kartlarına güvenemiyorlarmış, mutlaka pasaport soruyorlarmış. Mağaza müdürünü çağırdım, sonuç değişmedi. Küfür kıyamet mağazayı terkettim. Sonuçta iyi de oldu, aynı ürünleri Amsterdam Schiphol Duty Free’den daha ucuza aldım. Bu arada döner dönmez Mediamarkt’ı VISA’ya şikayet ettim. Sonuç ne mi oldu? Bana inat Mediamarkt’ı Türkiye’ye gönderdiler.

    Yani aptallık söz konusu olduğunda kimse Mediamarkt’ın eline su dökemez. :)

    Sevgiler,

    Cem Argun.-

Leave a Reply