Seri fikir hırsızlığı mı? Unlimited Turkey , Toronto Unlimited , London Unlimited
Bugün Mediacat dergisi, Pelin Özkan’ın eşinin ajansı Öykü’nün yürüttüğü Türkiye’nin ABD’deki tanıtım kampanyasıyla ilgili bir haber yayınlamış (tarafsız oldukları sürece bununla ilgili bir derdim yok). Haber, reklamın içeriğinden çok Türkiye’nin ilk kez Times Meydanı’ndaki elektronik bilbordlarda olduğuyla ilgiliydi. Ben de daha önce bu yazımda Times Square fırsatının nasıl kaçırıldığını, otobüs giydirip CNN’de reklam yapmanın yeterli olmadığını, turizm için mutlaka “experiential” bir takım projeler düşünülmesi gerektiğini yazmıştım:
Daha bir yıl öncesine kadar, Broadway, 42. Cadde ve 7th. Avenue’nun kesiştiği noktada yer alan, bazılarının “dünyanın merkezi” olarak nitelediği, dünya açıkhava reklamcılığının Mekke’si, “1, Times Square” adresli mağaza kiralıktı. Burası öyle sihirli bir yer ki sadece her yılbaşı gecesi milyonlarca insan tam bu noktaya, kristal topun düşüşünü izlemeye geliyor.
Hatta şimdi baktım, Kasım 2008 itibarıyla Walgreens (eczaneler zinciri) daha yeni, sadece mağazayı değil, tüm binayı (renovasyon zorluğu nedeniyle bina sadece girişteki mağaza ve dev bir reklam panosu olarak kullanılıyor) yıllık sadece 4,5 milyon US$‘a kiralamış. Sadece Amerikalıların değil, Almanların, Fransızların, Arapların, Rusların, Çinlilerin, kısaca her milletten milyonların gelip geçtiği, tavaf ettiği stratejik öneme sahip bir nokta.
Neden örneğin Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı, o bakanlığın milyonlarca dolarını yönlendirenler pop-up retail mantığıyla burada her 3 ayda bir dönüşümlü olarak, farklı bir konsepte bürünecek, değişken bir Türk pavyonu/restoranı açmayı düşünmez? Bu nedir ki, eminim sizlerin aklına daha yaratıcı ne fikirler gelecektir. Heyhat, ne yazıktır ki bu dev bütçe, kontrol Turizm Bakanlığı’nın elinden çıkarılıp Türk Turizm sektörünün de aynı oranda katkısıyla “özelleştirilmedikçe” anlamsızca sağa sola saçılmaya, ulufe şeklinde dağıtılmaya devam edecek…
Biz daha her yıl “bu yıl afişleri kim yapmış?”, “Türkiye logosu neye benzemiş?”, “deniz ve kumdan bıkmadık mı?” tartışmalarına gömülelim.
Konuya olan ilgim yüzünden bunu da bir aşama olarak gödüm ve Mediacat haberini Friendfeed’de paylaştım. Sonra şeytan dürttü ve “kampanya neymiş diye” yakından baktım. Sloganın “Unlimited Turkey” olduğunu gördüm, ayrıntılı bilgi için başdanışmanım Google’a sordum. İlk karşıma çıkan link Ali Atıf Bir’in bu kampanyanın ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Sakin Güç” kampanyalarının aşırma olduğunu ima ettiği yazısıyla ilgili bu polemik oldu.
Ali Atıf Bir’e göre bu slogan “Toronto Unlimited” (AA1 aşırmayı pekiştirmek için olsa gerek israrla “Unlimited Toronto” diyor) sloganı ve kampanyasından araklanmış. Bu slogan 2005 yılından kalma.
Toronto’nun kurumsal turizm sitesi SeeTorontoNow‘da da görüldüğü kadarıyla amblem korunmuş, ancak sanırım slogan artık kullanılmıyor. Ya da belki de kampanya işlevini tamamladı, ajans da brif de değişti ve slogan da bu şekilde arşive kalktı. Bu işi de başdanışmanım Google’a sordum. İlginç bir başka iddiaya ulaştım. Dünyaca ünlü marka/isim bulma ajansı Igor’un blogu Worldlab’de 29 Haziran 2005′te yayınlanan bu yazıda Toronto Unlimited’ın hayal kırıklığı yarattığı ve üstüne üstlük London Unlimited kampanyasından arak olduğundan dem vurulmuş. Aslında araştırdığım kadarıyla London Unlimited bir kampanya değil de daha çok bir ortak girişim grubu olarak konumlanmış. İş planı bile var ama bir kampanya görseli yok zaten*…
Öykü’nün başkanı Necati Özkan, Ali Atıf Bir’e şöyle bir açıklama yapmış:
“Aralık sonunda bakanlık bürokratları “bir kanaldan” kendilerine Toronto kentinin benzeri bir slogan kullandığına ait bir bilgiyi bize aktardılar. Biz de New York ofisimiz ve Bakanlığın New York Ataşeliğine bir inceleme yapmalarını istedik. Araştırmalar sonucunda Toronto’nun 2005′te bu konuda bir girişiminin olduğu, hatta bir web sitesinin bile hazırlandığı ama, kampanyaya çıkılmadığı ve sloganın alenileşmediği bilgisine ulaştık. Hele ki ABD başta olmak üzere uluslararası arenada Toronto’nun bu slogan ile bir kampanyasının olmadığı, girişimin muhtemelen Kanada sınırlarında kalmış (Bizdeki Marka Şehir Gaziantep gibi) olduğu anlaşıldı. Ve bakanlık yetkilileriyle kararlı desteğiyle “Unlimited Turkey” sloganını kullanmaya karar verdik.”
Böyle bir sloganın daha önce kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmeniz lazım. Ülkeyi bilmeseniz de Google’da unlimited slogan şeklinde bir arama yaptığınızda, 2. sayfada 12. sonuç Toronto hikayesine işaret ediyor. Hatta Aralık ayında doğal olarak Türkiye’yle ilgili yerel polemik de henüz basına yansımadığı için muhtemelen aynı bilgiye ilk sayfada, ilk 10 sonuç arasında ulaşmak mümkündü. 21. yüzyılda kimsenin “bu bizim orijinal fikrimiz, vallahi kullanıldığından haberimiz yoktu” deme lüksü yok. Bu durumdan hemen ihale sonucu sonrası daha kampanya uygulamaya geçmemişken Aralık ayında haberdar olup “alenileşmediği için devam etme kararı aldık” deme lüksünüz hiç yok.
“Unlimited Toronto” kampanyası Özkan’ın dediği gibi öncelikle “We build this city” versiyonuyla Toronto içindeki aşırı çeşitliliği birleştici ve iş dayanışmasını artırmak amacıyla kullanılmış. Ancak slogan olarak destinasyon turizmi dahil tüm tanıtım kurumları tarafından kullanılmasına karar verilmiş:
All partners will use the brand moving forward in marketing and communication messaging, as well as in any ongoing destination product development efforts. The brand strategy will be sustained over the long-term, and will continue to develop.
Muhtemelen 4 yıl önce tüm ABD’de yayınlanan (ABD, Toronto ve Kanada’nın en büyük turizm pazarı), Toronto için bile oldukça sıkıcı bulunan hatta “babası belli olmayan” bu slogan Türkiye’yi nasıl farklılaştırır, bize ne fayda sağlar? Fikrin orijinal olmadığı ortada. Yine de peşin hükümlü bir yargıya varmadan araştırmak gerek. Olayın vicdanlarımızda taammüden mi, yoksa hafifletici sebeplerle ikinci dereceden mi değerlendirilmesi gerektiğini araştırmak için Toronto Branding Project’e mail attım, yanıt bekliyorum. Bu slogan, Özkan’ın dediği gibi yaygın şekilde kullanılmadıysa acaba sebebi benimsenmemiş olması ve başarısızlığa uğramış olması olabilir mi?
Cem Argun.-
Not: Öncelikle doğru ve yerleşik kullanımın “Unlimited Turkey” şeklinden ziyade Toronto örneğinde olduğu gibi ”Turkey Unlimited” olması lazım değil mi? Bu şekliyle yanlış olmamasına reğmen farklı bir anlam taşıdığına dair bir hisse kapıldım. Bir telekom şirketinin sınırsız Türkiye tarifesiymiş hissi uyandırıyor. Emin değilim.
Güncelleme:
* London Unlimited’la ilgili bir görsele ulaşamadığım için bunun daha ziyade bir kurumsal ortak girişim platformu olduğunu düşünmüştüm. Yanılmışım, işte Interbrand’in hazırladığı logo:

Burada da bununla ilgili bir pdf mevcut. Ortak girişim platformu konusu ve TeamLondon’ı temsil ettiği doğru, ama ne önemi var?
No related posts.
Benzer yazı sizi Yet Another Related Posts Eklentisini kullanarak getirdi.


