Gazeteport Yiğit Şardan’a beyhude girişmiş!
Bugün, gazeteci Yavuz Semerci’nin Gazeteport.com sitesinde bir haber yayınlandı. Haberin başlığı şu: “Şardan meğer “Fikir Hırsızlığı Merkezi” kurmuş!“. Malum, Habertürk gazete lansmanını Fikir Merkezi yapıyor. Fikir Merkezi’nin Habertürk teaser kampanyası aşağıdaki gibi:
Şimdi de Gazeteport’un muhtemelen dar bütçeli bir banner kampanyasından öteye gidemeyen kampanyasını görelim, sonra düşünüp taşınıp, yazmaya başlayalım:
Öncelikle Gazeteport’un haberi veriş şekli, başlığı ve meseleyi ele alış şekli gayet Bab-ı Ali tadında. Kusura bakmasınlar ama temsil ettiklerini iddia ettikleri yeni nesil yayıncılık anlayışından taca çıkmışlar.
Bir de şimdi Yavuz Semerci Bey’e sormak lazım Gazeteport’un tasarımı nereden çalıntı diye? http://www.nytimes.com adresine baktığınızda bire bir ç.alıntı durumu Habertürk/Gazeteport reklamları örneğindekinden çok daha bariz şekilde ortaya çıkıyor. Tasarım ve grid olarak Gazeteport.com, New York Times‘ın kötü bir kopyası.
Dinime küfreden müslüman olsa diyesim geliyor… Ama din üzerinden siyaset yapmayıp, “iğneyi kendimize, çuvaldızı sonra başkasına batıralım” demekle yetineceğim. Bu haberi, başlığını ve meseleyi ele alış şekillerini Yavuz Semerci ve ekibine yakıştıramadım. Oysa çok sıkı ve sadık bir Gazeteport takipçisiyim. Bu arada Yiğit Şardan ve Fikir Merkezi, sabırla, çok da edepli ve dozunda cevap vermişler.
Gelelim Habertürk kampanyasının Gazeteport kampanyasından çalıntı olduğu iddiasına. Ben en başından sıkı Gazeteport okuruyum, Gazeteport’un bu kampanyasını görmedim. Yani öyle kafalara kazınmış ödüllü, bol GRP’li, açıkhavalı, gazeteli bir kampanya değil. Fikir; Cumhuriyet, Milliyet, Vatan, Akşam, Hürriyet gibi gazete markalarının olduğu bir ülkede, yeni ve farklı bir isimle bir gazete çıkacaksa ilk akla gelebilecek tarzda basit bir fikir. Yani bence çalıntıdan ziyade çoklu keşif / multiple discovery söz konusu. Kaldı ki sloganların birebir aynı olmaması bu tezimi destekliyor. Fikrin temeli aynı, ancak geri kalan her şey çok farklı.
Acaba diyorum, Yavuz Semerci ve Yiğit Şardan arasında başka bir hesap mı var da, Semerci bu kadar sinirlenmiş? Bilemiyoruz, ancak Yavuz Semerci’nin Habertürk’ün bir internet markası olarak gazeteleşmiş olma başarısını göstermesine fazlasıyla içerlediği ortada. Kıskanma ne olur, çal (ış) senin de olur diyorum.
Cem Argun.-
Not: Bu yazının NYT / Gazeteport tasarım benzerliğine değinen paragrafını Gazeteport haberi altına yorum olarak yazdım. Editör onayını bekliyor, bakalım yayınlanacak mı?
No related posts.
Benzer yazı sizi Yet Another Related Posts Eklentisini kullanarak getirdi.







An itibarıyla halen Gazeteport’a yaptığım yorum editör tarafından onaylanmış değil.
İşin aslı meydana çıkıyor. Yavuz Semerci’nin Yiğit Şardan’a başka bir garezi olması gerektiğini yazmıştım. Üşenmemiş şimdi de yazı dizisi başlatıyor. Kopyadan kaktıramadı, bakalım Pazartesi ne yumurtlayacak?
Siz Gazeteport tasarımını New York Times’dan çalarken etik neredeydi? Yaptığım yorumu yayınlamaktan neden çekindiniz? Ondan haber verin.
Allah akıl fikir versin.
http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_389424
Anlasılan o ki sizin de Yavuz Semerci ile bir alıp veremediğiniz var.
Bilakis, Yavuz Semerci’yi ve yapmaya çalıştığı şeyi takdir ediyorum. Özellikle Doğan grubu markalarının 38 tıklamada bir haber okuttukları yetersiz yayınlar söz konusu olduğunda. Gazeteport’un da sıkı takipçisiyim. Ancak insan başkalarını eleştirmeden, ben aynı şeyi kimseye yaptım mı diye kendine de bakacak. Ayrıca endişelerim doğru çıktı ve bugün Gazeteport’ta Yavuz Semerci kopyacılık tartışmasını fazlasıyla aşıp Yiğit Şardan’ın ve “onun tipi reklamcılığın” ipliğini pazara çıkardı. Yavuz Semerci’nin haklı olduğu noktalar olabilir, Yiğit Şardan eski tip reklamcılığın son kuşak temsilcilerinden. Eski tip reklamcılık denilince ben de hiç de haz etmediğimi söyleyebilirim.
Sadece Yavuz Semerci’ye uslubu ve saldırganlığı yakıştıramadım. Eski tip, kimi zaman karanlık, şeffaf olmayan reklamcılık ilişkilerini eleştirebilirsiniz. Risturnları, ahlaksız teklifleri, safarileri ortaya dökebilirsiniz. Ancak reklam ve medya endüstrisinin bir sosyal paydaşı olarak duygusal bir kopyacılık tartışmasından yola çıkarak buna kalkışırsanız herkes size güler geçer. İnandırıcılığınızı yitirirsiniz.
Sevgiler,
Cem Argun.-
@nico Üzgünüm ama Cem’in yazısının neler ifade ettiğini sanırım anlayamamışsın, Cem’in tesbiti gayet yerinde olmuş azğına sağlık Cem.