Ülke tanıtımından billboard, otobüs giydirme ve CNN anlayanlara duyurulur!
NEW YORK (AdAge.com) — Kanada Turizm bürosu, her yıl Noel zamanı Kanada’yı tanıtım amaçlı olarak New York’taki ünlü Bryant Park’ı kullanıyor. Amaç her yıl Noel tatilinde bir geceliğine de olsa Kanada’ya geçen 1.6 milyonu aşkın New York’luyu gaza getirip, motive etmek. Bu yılki enstalasyonun en ilgi çekici yanları da 2 katlı çelik ve cam karışımı Kanada restoranı ve Québec’ten getiriilen 6 kat yüksekliğindeki dev çam ağacı olmuş.
Kanada, Noel, kar, çam ağaçları… Ne kadar da cuk oturuyor, değil mi? Tamam kabul etmek gerek, Noel için New York’tan Toronto’ya geçmek çok kolay, belki bir anda verilebilecek bir karar. Öyle ki otobüste de görsen, bilboardda da görsen gaza gelebilirsin. Ama adamlar yetinmemiş “experiential marketing” olgusunun dibine vurmuşlar, üstelik işe de yarıyor olsa gerek ki üst üste dördüncü kez düzenlenen bu şov her yıl 1.6 milyon New York’lunun sınırın öte yanına geçmesine vesile oluyormuş. Oysa şimdi adamları yaz tatili için Türkiye’ye getirmeye kalkmak için değil Bryant Park, Central Park’ta Minyatürk kursan fayda etmez diyeniniz çıkabilir.
Midnight Express ve “sözde Ermeni soykırımı iddiaları” etkisinde, İstanbul’u hala Bağdat’a komşu sanan Amerikalı zengin turisti dandik otobüs kaplamaları, kenarda köşede kalmış bilboardlar ve artık beş yıldızlı otellerde horuldayan Çinli ve Arap işadamlarından başka kimsenin seyretmediği CNN’le tavlamaya kalkmaktan vazgeçmek gerek. Adamlar bize gelmiyorsa, biz neden Türkiye’yi adamların ayağına götürmeyelim? Genelde Avrupa’da bu tür etkinlikleri, gerçek hedef kitlemizden kimsenin uğramadığı şehir dışındaki özel fuarlarda, devasa pavyonlarla yapmayı denediğimizi biliyorum. Ama işe yaradıklarından şiddetle şüpheliyim…
Daha bir yıl öncesine kadar, Broadway, 42. Cadde ve 7th. Avenue’nun kesiştiği noktada yer alan, bazılarının “dünyanın merkezi” olarak nitelediği, dünya açıkhava reklamcılığının Mekke’si, “1, Times Square” adresli mağaza kiralıktı. Burası öyle sihirli bir yer ki sadece her yılbaşı gecesi milyonlarca insan tam bu noktaya, kristal topun düşüşünü izlemeye geliyor.
Hatta şimdi baktım, Kasım 2008 itibarıyla Walgreens (eczaneler zinciri) daha yeni, sadece mağazayı değil, tüm binayı (renovasyon zorluğu nedeniyle bina sadece girişteki mağaza ve dev bir reklam panosu olarak kullanılıyor) yıllık sadece 4,5 milyon US$‘a kiralamış. Sadece Amerikalıların değil, Almanların, Fransızların, Arapların, Rusların, Çinlilerin, kısaca her milletten milyonların gelip geçtiği, tavaf ettiği stratejik öneme sahip bir nokta.
Neden örneğin Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı, o bakanlığın milyonlarca dolarını yönlendirenler pop-up retail mantığıyla burada her 3 ayda bir dönüşümlü olarak, farklı bir konsepte bürünecek, değişken bir Türk pavyonu/restoranı açmayı düşünmez? Bu nedir ki, eminim sizlerin aklına daha yaratıcı ne fikirler gelecektir. Heyhat, ne yazıktır ki bu dev bütçe, kontrol Turizm Bakanlığı’nın elinden çıkarılıp Türk Turizm sektörünün de aynı oranda katkısıyla “özelleştirilmedikçe” anlamsızca sağa sola saçılmaya, ulufe şeklinde dağıtılmaya devam edecek…
Biz daha her yıl “bu yıl afişleri kim yapmış?”, “Türkiye logosu neye benzemiş?”, “deniz ve kumdan bıkmadık mı?” tartışmalarına gömülelim.
Cem Argun.-
No related posts.
Benzer yazı sizi Yet Another Related Posts Eklentisini kullanarak getirdi.


[...] ve şehir tanıtımıyla ilgili daha önce Kanada örneğini vermiştim, bu kez gündemimde Avrupa’dan çok başarılı bir örnek var. Woody [...]