AdAfter The after word on ads & ad business / Reklamlar ve reklamcılığın ardından…

Yine Benjamin Franklin’i andık!

Türk Telekom, Avea’nın büyük ortağı, yönetim kurulu başkanları bile aynı. demek ki kullandıkları ünlüler de aynı olacak! Böyle bir durumu eldeki fırsatı değerlendirmekle açıklayacaklardır ama bu bile abesle iştigal. Madem aynı ünlüyü kullanıyorlar, o zaman Avea’nın adını da Türk Telekom yapsınlar daha faydalı olmaz mı?


 

Avea kendi markası, kimliği, stratejisi, ünlüsüyle ayakta duramıyorsa, demek ki bu markanın tamamen olmasa da en azından “by Türk Telekom” olma vakti gelmiştir.

[Bir yıldır söylüyorum Avea’nın tek kurtuluşu MVNO (sanal mobil operatör) altyapısı sağlamaktır. Yani sadık müşterisi olan şirket ve markalar kendileri pazarlasın diye toptan dakika/kontör satarak GSM hizmeti sunmak.]

Çok değil bir hafta önce Avea için cepten arayın diyordu. Şimdi cepten arayalım diyen sponsora sinirleniyor ev ve iş kartını uzatıyor. Fesupanallah!

Eğlenceyle ilteşimi birbirine bu kadar karıştırmamak gerek. Eğlenceli reklamlara varım, ama reklamlı eğlenceler malesef hiç olmuyor. Reklamları Cem Yılmaz’ın yazmasına, oynamasına ve çekmesine izin verilirse olan budur. Bu başarısızlıktan, buna izin veren reklam ajansları da reklamverenler kadar sorumludur. Bırakalım da reklamı reklamcılar yapsın, veterinerler insanları ameliyat ediyor mu? Neticede cepten mi, evden mi, işten mi araşıcaz kafamız karıştı. Bizim kafamız karıştıysa sade vatandaş AROG çıkışı kahkahalar arasında Turkcell Extra’nın yolunu tutar. Vatandaş hangisi Telekom’du, hangisi Avea’ydı, hangisi evdeydi, hangisi sokaktaydı, hangisi işteydi, anlamaz, hatırlamaz, hatırlamak istemez. Reklamdan reklama geçen Energizer Bunny’si vardı, Cem Yılmaz da o hesap. Zaten reklamcıya, yazara, stratejiste, çizere ihtiyaç yok ki. Nasılsa Cem Yılmaz var.

Türk Telekom yönetiminin (Avea’yı da kapsayacak şekilde) “hissedarlık yapısıyla tutarlı” olarak pazarlama ve iletişime pek de “Avrupai” yaklaşmadığını düşünüyorum. Bu bana aynen 4 eşlilik gibi pek medeni bir durum gelmiyor. Ama benim anlamadığım, bu şirketler “Avrupai”, “Amerikanvari” ajanslarla çalışıyorlar. Gerçi hatırlarsanız, TTNet Euro2008 sponsorluk filminde de, internetle uzaktan yakından alakası olmayan “analı babalı” bir kampanya kullanmışlardı. Biz de, alaturkalık ATCW’den kaynaklanıyor sanmıştık. Meğer ABCD, EFGH farketmiyormuş, ajanslar ve reklamcılar etkisiz elemanmış… (Ali Taran’ı bile emekli ettirdiler valla, korkulur.)

Amaaan zaten her şey yalan. Paranın stratejisi, yaratıcılığı, reklamcısı olmuyor işte. Halbuki öğrenmemiz gereken neymiş “evet şeyhim, sepet şeyhim”.

Bu şekilde davranmaya devam ederse reklamcının nesli tükendi, tükenecek. Cem Yılmaz reklam dünyasını parmağında oynatmıyor. Reklam dünyası Cem Yılmaz’ı oynatmaya devam ediyor. Ama “numara taşınabilirliği” gidişatına göre Avea’yı, bırakın Cem Yılmaz, yattığı yerden rahmetli Kemal Sunal kalksa kurtaramaz. Komedyenlere güven olmaz, az kalsın Recep İvedik tek başına koskoca Turkcell’i götürecekti mazallah.

Sektörümüzün dahi yazarı, çizeri, stratejisti, ofisboyu, ajans başkanı, müştemi, direktörü, prodüktörü, yönetmeni, has ünlüsü, yeşil insan “Benjamin Franklin”i bir kez daha saygıyla analım. Toprağı “bol” olsun, ruhu şad olsun!

Cem ARGUN.-

Sektörümüzün gerçek duayeni Benjamin Franklin, toprağı bol olsun!

Sektörümüzün gerçek duayeni Benjamin Franklin, toprağı bol olsun!

No related posts.

Related posts brought to you by Yet Another Related Posts Plugin.

Leave a Reply

Switch to our mobile site